Güneş doğuyor

Gülünç durmuş gibiydi ona biçilen kaftanı. Şöyle bir bakındı umarsızca, gerçek diye sandığı bildiklerini görüyordu. Şaşkınlığı duygularını anlamlandırmaya yetmiyordu. Uzun süredir kimse bam teline dokunup, köşesinde ağlatmayı bekleyen enstrümanına el sürmemişti. Ütopik hayal dünyasında gürültüler, savaşları davet etmek üzereydi. Korktuğunu kabul etse barış gelecek ve iyiyim diyebilecekti. Çok basit görünen gerçeklere kapalı, sığınağının ötesinde fark edilmeden şarkısını söylemeyi diliyordu. Onu duyan birkaç kişiden başkası gölgeleri betimliyordu. Doğudan doğduğu apaçık ortada olan yeni yıldızı es geçip eski yaldızları solmuş ipekten yangına tutulmuş cılız titrek ışığa bakma düşüncesi bile düşündürünce çıkamıyordu isimsiz yabancı sokaklardan. Doğu adres sormadan selam buyururken, kara defterdeki gizli yerlere dikkat çektiğini bilemiyordu. Yeni ve gerçekçi oluşu geçmişi var ile yok arasında bırakacak kadar umutlu olabilir diye düşünüyordu. Velhasıl ölüme giden terk-i yolculukta yalnızlığı güneşi istiyordu.