Hilekâr

Başıma ağrılar giriyor, yastık sert yastık acımasız. Dağlar kadar sıkılmışım, arpa boyu yol alamadan. Susarken aldanmış, tutkunken kenetlenmişim. Sular acı, sular sualsiz. Bir dertten kaçarken üçüne rast gelmişim. Gözlerim sımsıkı, kapanmıyor; boşluklarından akan yaşlar kaskatı. Göğsüm daralmış, aldığım nefesler hep ben de. Yüzyıllar kadar sıkılmışım, uyutmayan gölgelerden.          

Ufuk çizgisinin müjdesi

Sonbahar yaprakları çatıdan hücum ederken, Bir çift göz ve tarifsiz bir tebessüm ile Düşlerini bırakan bedevi hayallere dalıyor. Toz bulutunun resmettiği gökyüzü kırıntıları bağrındayken, Yeşeren köksüz ağacın zirvesine tırmanıyor. Son halkası solmuş bitap haldeyken, Sarsıcı kararsızlığıyla derin bir çekiyor. Ellerini donduran çarpıklıkla eğlenirken, Gizlediği hüznüyle aslında alay ediyor.