Yaslandığım minder

Kulağında aralıklarla fısıldayacak hoş sözlere sahibim. Tarihi mazide bırakacak birikimler var elimin altında. Senin zaferin, ganimet getirmeyecek olduğu halde marşlar besteliyorum. Emrine amade olacak yüreğim sineye çekiyor sensizliği. Kumlarla taşan deniz kabukları yaşlanıyor. Öncesi gibi değil kıvılcalarım. Daha muzdarip ve muzipçe bakıyor masalına. Yeniden aydınlanmanı isterdim. Sadece benim karanlığımı ışıldat.  

Kazılı tutsak

Umutsuz olamam ben sen varken. Sana dair herhangi bir şey de bulurum ben sevinci. Koyu iç çekmelerin derininde saklıdır yaşam bulgularım. Önceden zayıftı tüm bağlar, anlamsızdı. Sonrasına varmak için kullanıldılar senin yolunda. Aldattığım düşüncelerim seni hatırlatırdı bana. Göğün anlaşılmaz durağında beklerdin beni. Kuşlarla süzüldüm rüzgarın hızında. Bir sürü sen yayıldın. Yıldızlara komşu olan sen. Gezegenlere … Kazılı tutsak yazısını okumaya devam et

Siyah beyaz röportajı 2

Beyaz: Neden böyle oldu, nasıl sarpa sardı tüm olgularım dedim az evvel, sen de diyor musun bunu? Siyah: Ben düğümlenen yerleri çözmekle uğraşmıyorum. Söküp atıyorum yığıldığı yere. O yüzden sıradışı olgulara sor beni, cevabı aramıyorum ben. Beyaz: Seninle konuşmadan önce, tartıma çıkıp yüklerimi ölçüyorum. Ve ağır basan ne oluyor biliyor musun? Siyah: Muhtemelen iradenin baş … Siyah beyaz röportajı 2 yazısını okumaya devam et