Mekanik çocuk

Paslanmayan telden saçları var onun. Mızrağın işlemediği taştan bir kalbi. Çelikten kolları, bacakları var onun. Ummadığı şefkatinden bir sevdası. Keskin bakışları var onun. Silahını gardından alan çekinceleri. Yaralayıcı sözleri var onun. Lügatı hançerden yapılmış şafakta. Buyuran vurgusuzlukları var onun. Kıyıya vurmuş balıkların ölüsünde.  

Mavilerde aradım

      Öyle ısrarla aradığımı sandım ki, ben bile nereye koyduğumu unutmuşum. Sonu gelir diye hep bekleyerek acıları sineye çektiğim bugünlerin bir sonu gelecek mi? Gerçekten maviliklere özgürce bakabilecek miyim? Ruhumun delikleri bir gün kapanacak mı? Artan saçma ve tecrübe sağlayan hayallerimden uzak zamanlarım beni öldürmeden ben huzura erebilecek miyim? O kadar mutsuzum ki … Mavilerde aradım yazısını okumaya devam et

Acaba

Acaba sesimi duyar mı yıllanmış duvarlar, Bakabilir miyim o küçük delikten sabaha? Ne desem söz yerini bulur, Denizler dalgalanır mı haykırırsam? Yeter mi çabalarım üstesinden gelmeye? Acaba, Sonu gelmeyen cümlelerim geriye çekilirler mi? Arsız bahtım kozunu kullanır mı bana karşı? Acaba beni merak ediyor mu? Orada bir yerde olduğumdan emin mi herkes? Sorularıma cevapsız kalan … Acaba yazısını okumaya devam et

Tutuşmayan bir kömürün elmas olması

Soğuk almış başını giderken Isınmak şart olmuş insan evladına Yakacak odun varmış olmasına da, Üşüyen bedeni, ruhuna karşı koyamamış Kıyamamış ağaçları kesmeye Çareyi kömürde bulmuş, yanı başında ki Açmış sobanın paslı kapağını zorla Bütün kömürleri atmış içine Ateş kendiliğinden yanacak değil ya Kibrit aramış çakmak için Ama ne çare, bulamamış Kömüre danışmış durumu O da … Tutuşmayan bir kömürün elmas olması yazısını okumaya devam et

Düğümcük

Tek bir düğümde çözülseydi keşke. Ama ipin ucu kaçtı bir kere. Hepsini toplamak zor. Gittiği yeri görmek için bırakıyorum. Onunla olan yolculuğumda, İpler dolandı her yanıma. Düğümcük oldular başta. Sonra çözgüler uygunsuz bir açıda yakalandı. Mahzen dibindeki şişede vardı, ipin sonu.

Utanmazlığın bu kadarı

        Yağ gibi üste çıkıp , tüm bilgi birikimlerini olağanüstüymüş gibi öne sürdükten sonra pohpohlanmayı bekleyen insanlar tanıyorum. Pes dedirtiyorlar ama onlara pes etmek yenilgi ve ganimet kaybı olarak görüldüğünden anında tepki vermek zorlaşıyor. Neden böyle diyor insan? Neden böyleler? Utanmaz oluşları insanlığa baş kaldıran dokunulmazlıkları mı yoksa ezelden beri gelen davranışın … Utanmazlığın bu kadarı yazısını okumaya devam et

Gelir misin?

Ne desem gelirsin bana? Ürkütmeden seni tutsam ellerinden, Gelir misin umutla bakan gözlerinle? Neşeni de getirir misin beraberinde? İlk kezmiş gibi tanır mısın yüzümü? Suskunluğuma yetecek kadar, gelir misin? Konuşmadan, öylece, gitmeyecek gibi.